‘’Günden güne kavramların içini boşaltıyoruz.’’

Yakın zamanda katıldığım bir panelde beni en çok etkileyen cümleden bahsetmek istiyorum. ‘’Günden güne kavramların içini boşaltıyoruz.’’ Bugünlerde bu oradan oraya savruluşun tutunacak herhangi bir yer bulamayışın en başlıca açıklamalarından biri de bu durum. Bütün kavramların içi boşalıyor.Örneğin ev dediğimiz yer önceden yuva, huzur, aile, sevgi sözcükleriyle eşdeğer olarak kullanılırdı ama şimdiyse bir bina anlamında kullanımı yaygınlaştı. Bu pek çok sözcük için de aynı durumda. Sanki artık hiçbir sözcüğün önemi kalmıyormuş da yerine alternatiflerini ararken çırpınıp duruyormuşuz gibi.  Bu yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerini yerleştirmek değil, bu sadece toplumdaki günden güne boy gösteren yozlaşmışlığın dile yerleşimi. Bütün sözcüklerin anlamını yitirebildiği bir dünyada yaşıyoruz.Ve günden güne her sözcük yenileniyor. Her sözcüğün yerine yeni anlamlar yükleme gereksinimi duyuyoruz. Bu sanki dünyayı değiştirmek isteyip bunu başaramayıp sözcükleri değiştirmek gibi görünüyor. ‘’Önce söz vardı.’’  diye başlar Yuhanna İncili. Bu inanışa göre eğer söz her şeyden önce başlıyorsa, kullanılan sözler de her şeyin ifadesidir.Boş kavramlar, boş hayatların emaresi olmaya başlar.  Kavramlar önemini yitirdikçe yaşamlarımızdaki doluluk oranı da azalıyor.

   Günden güne bir şeyleri kolayca söyleyebilmeye başladık. Örneğin sevmek sözcüğü Türk Dil Kurumu’nun tanımlamalarından birinde ‘’gönül vermek’’ olarak geçer. Hangimiz sevdiğimizi iddia ettiklerimize gerçekten gönül vermişizdir? Belkide kullanılması gereken doğru sözcük hoşlanmak veya hazzetmektir. Anlatmaya çabaladığım şey genel hatlarıyla pek çoğumuzun söylediklerinin anlamını yeterince kavrayamayıştan gelen yetersiz ifadenin kavramların içini boşaltmaya sebebiyet verdiği. Aslında bazı sözcükler o kadar değerli ve kullanılması emek isteyen sözcükler ki. Örneğin bir şeylerden nefret ettiğimizi, sevdiğimizi, emin olduğumuzu söylememeliyiz kolayca. Kavramların anlatmak istediğine odaklandığımızda bazı sözcüklerin gücünün bizim hissettiğimizden ağır olduğunun ve o kavramı yetersiz olan bir düşünce veya yetersiz bir hisle ifade etmenin kavramın içini boşaltmak olacağının bilincinde olarak sözcükleri kullanmak hem kendimizi ifade ederken hem de insanları anlarken bize epeyce fayda sağlayacaktır.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları